1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Son dakika! Başbakan'dan esnafa müjde
Son dakika! Başbakan'dan esnafa müjde

Son dakika! Başbakan'dan esnafa müjde

"Esnafa yeni müjde" diyen Yıldırım, esnaf ve sanatkârların kullanacağı işletme kredisi sınırının 150 binden 200 bine çıkarıldığını açıkladı.

A+A-

"Esnafa ne yapsak azdır"

Yıldırım, AK Parti'nin ilk iktidara geldiği 2002'de, bir yıl boyunca bütün esnafa 153 milyon lira kredi verilirken bugün bu rakamın yıllık 22 katrilyon olduğunu bildirdi. Yıldırım, 2002'den bu yana 1,5 milyon esnaf ve zanaatkârın, sadece 70 milyar lira kredi kullandığını, bu yılın ilk  9 ayında ise esnafa açtıkları kredinin 9 milyar lirayı geçtiğini belirtti. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2002'den bu yana esnaf ve sanatkâra, Halk bankası tarafından verilen ve düşük faizli krediler için Hazine'nin sağladığı destek miktarı 5,5 milyar lira. Malum piyasadaki faiz yüksek, bir kısmını Hazine üstleniyor. Esnaf bu yükü kaldıramayacağı için şimdilik faizler yüksek olduğundan Hazine bu yükü üzerine alıyor. Bu, şu ana kadar 5,5 milyar lirayı buldu. Helali hoş olsun. Esnaf üretiyor, istihdam sağlıyor, ekonomiyi ayakta tutuyor, unutulan sanatları yaşatıyor. Onun için esnafa ne yapsak azdır, daha fazlasını da inşallah bütçe imkânlarıyla yapacağız.

Bu yüksek faiz, sürekli olacak bir şey değil. Önemli olan faizlerin makul bir seviyeye gelmesi ve artık esnafa faiz farkı desteğine ihtiyaç kalmaması. Hedefimiz budur. Türkiye'nin büyümesi için buna ihtiyaç var. Bu konuda da bundan sonra bazı önemli kararları alacağız. Faiz meselesinin Türkiye'nin içinde bulunduğu ekonomik şartlarla orantılı olmadığını söylüyoruz."

"Ekonomik kurallarla izahı mümkün değil"

Başbakan Yıldırım, Türkiye'nin, ülke riski primi bakımından son 3 yılda hiç olmadığı kadar iyi durumda olduğuna işaret etti. Yıldırım, bütün bunlar ortadayken, büyüme yüzde 5'in üzerinde seyrediyorken, küresel ve yerel yatırımlar günden güne artıyorken faizlerin yüksekte seyretmesinin, ekonomik kurallarla izahının mümkün  olmadığını vurguladı.

Yıldırım, bu konunun, hükümetin birinci derecede öncelikli maddeleri arasında yerini aldığını bildirerek, alacakları önlemlerle ve ekonomiye yönelik yeni kararlarla faizlerin de kendi doğal sınırı içinde kabul edilebilir sınırlara çekilmesini sağlayacaklarını belirtti. Yıldırım, böylece ilave Hazine desteği gerekmeden bu yatırımların gerçekleşmesinin mümkün hale geleceğini ifade etti.

 "Tam bir soygun"

Kredi kullanan esnaf sayısının 15 yıl önce 63 bin olduğuna işaret eden Yıldırım, bugün bu sayının 450 bine ulaştığını söyledi.

Yıldırım, 2002'de kredi üst sınırının 5 bin lira ve faizin yüzde 47 olduğunu anımsatarak, "Tam bir soygun." dedi. Yıldırım, şimdi üst sınırın 150 bin liraya çıktığını, faizin ise sıfır ile 4,5 arasında olduğunu, üzerini Hazine'nin karşıladığını anlattı.

Kefalet kooperatiflerinden ancak 402'sinin, yapılan denetlemelerde kredi alabilir onayı alırken, şimdi bu sayının 900 olduğunu ifade eden Yıldırım, TESKOMB, Halk bankası ile hükümetin yeni bir adım attığını bildirdi.

"Esnafa müjde" 

"Esnafa yeni müjde" diyen Yıldırım, esnaf ve sanatkârların kullanacağı işletme kredisi sınırının 150 binden 200 bine çıkarıldığını açıkladı.

Esnaf, sanatkârın bulunduğu iş yerini satın almak istiyorsa  500 bin lira krediyi, 10 yıl vadeyle alabileceğini bildiren Yıldırım, eğer iş yerinde yeni araç almak istemesi halinde taşıt edindirme kredisi de kullanabileceğini kaydetti. Yıldırım, bunu da 5 yıl vadeyle 500 bin lira olacağını ifade ederek, "Bunların faizi piyasa faiziyle değil, özel, Hazine'nin desteklediği düşük oranlı faizle olacak. Bu yenilikler esnafımıza hayırlı, uğurlu olsun." değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım, dünkü MGK'da olağanüstü halin uzatılmasına yönelik tavsiye kararı çıktığını anımsatarak, OHAL'in keyfiyet değil mecburiyet dolayısıyla alındığını söyledi.

Yıldırım, durup dururken OHAL ilan etmediklerini, her gün bir yerde bir olay patladığını, ülkenin bir yandan FETÖ diğer yandan PKK'yla mücadele ettiğine dikkati çekti.

İdlib'de gerilimi azaltma, çatışmazlığı sağlama ve ateşkesi devam ettirme görevinin Rusya ve Türkiye tarafından Astana'da alınan kararlar çerçevesinde ifa edileceğini vurgulayan Yıldırım, bu maksatla TSK'nın İdlib'in etrafında konuşlandığını söyledi.

Yıldırım, bu şekilde bir yandan terörün önüne geçileceğini diğer yandan da olası çatışmada Türkiye'ye yönelik göç baskısının kontrol altına alınacağını dile getirdi.

Tüm dünyanın karşı çıkmasına rağmen Irak'ın kuzeyinde yasa dışı bir referandumun yapıldığını, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı (IKBY) Mesut Barzani ve ekibinin inadı yüzünden yanlış bir yola girildiğine işaret eden Yıldırım, bölgeye ilişkin Irak, Türkiye ve İran'ın bazı yaptırımlar uygulamaya koyacağını ilan ettiğini hatırlattı.

Türkiye'nin Süleymaniye'ye uçuşu durduğunu ve bölgeye yapılacak uçuşlar için de Türk hava sahasını kapattığını anımsatan Yıldırım, "Yeni tedbirler kapıda. Bunlardan birisi İbrahim Halil Sınır Kapısı'nın Merkezi Irak Yönetimi'ne devredilmesi. Bununla ilgili MGK tavsiye kararı doğrultusunda süreci başlatmış bulunuyoruz." bilgisini verdi.

Bölgede yaşayan yerli ahaliyle sorunları bulunmadığını vurgulayan Yıldırım, hem Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in katliamlarından hem de Körfez harekâtından kaynaklanan sorunlara çözüm üreten Türkiye'nin, baştakiler ne kadar yanlış yaparsa yapsın bu tutumunu değiştirmeyeceğinin altını çizdi.

"Hesabı kararı verenler ödeyecek"

Yanlış yöneticilerin, hesabını masum insanlardan soramayacaklarını kaydeden Yıldırım, "Hesabı bu kararı verenler ödeyecek. İş bu kadar basit ve nihayet ödemeye de başladılar. Burnunun doğrultusunda karar verirsen işte olacaklar budur. Irak Merkezi Yönetimi ile bu konuda yakın çalışmalarımızı sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı. 

Pazarı pazartesiye bağlayan gece Kerkük'te Merkezi Irak Yönetimi'ne ait güçlerin bir operasyon başlattığını hatırlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Kerkük'ün tamamen PKK ve peşmergelerden temizlendiği bilgisi geliyor. Yıllar boyunca işin tarihi derinliğine baktığımızda orada sistematik olarak demografik yapıyı fiili durumlarla değiştirme gayretlerinin olduğunu görüyoruz. Hatırlayın, birkaç yıl önce bütün kayıtlar yakıldı ve bir oldu bittiyle orada 'Kerkük bir Kürt şehridir' diye bir fiili durum yapıldı. Bunu Türkiye olarak asla kabul etmedik. Şimdi, Kerkük'ün tekrar Irak Merkezi Yönetimi tarafından kontrol altına alınmış olması müspet bir gelişmedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken konu, bölgenin tarihi derinliğine uygun olarak, bozulmaya çalışılan demografik yapıyı tekrar tesis edecek bir yönetim tarzını uygulamaya koymaktır. Aksi halde sorunlar tekrar devam eder."

Yıldırım, Kerkük'ün demografik yapısına bakıldığında, 50 yıl önce Türkmenlerin ağırlıkta olduğunu ancak yapılan baskı ve dışlama politikayla durumun değiştiğini, peşmergenin yarattığı fiili durumla da daha da kötüleştiğini dile getirerek, Türkiye olarak Kerkük'te yaşananları yakından takip etmeye devam edeceklerini söyledi.

Kerkük'te demografik yapıyı titizlikle korumaya yönelik her türlü çabaya katkılarının da devam edeceğini belirten Yıldırım, bölgede yaşayan etnik gruplara yönelik tavırlarının açık ve net olduğunu, bu konudaki hassasiyetlerini de aynen sürdüreceklerini bildirdi.

"Sana verilen bir yetkiyi aymaz bir şekilde nasıl istismar edersin"

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonda görüşülen tasarıda, belediyelere verilen emlak vergi beyannamelerine ilişkin düzenlemenin olduğunu hatırlatan Yıldırım, bazı belediyelerin ellerindeki bütçeyi çarçur ettiğini, para bitince de vatandaşın malına göz diktiğini ve yüz liralık yere 5 bin liralık değer biçtiğini anlattı.

"Burası dağ başı mı? Sana verilen bir yetkiyi bu kadar aymaz bir şekilde nasıl istismar edersin? Şimdi buna el attık, hiç kimse yüzde 50'den fazla arttıramayacak." ifadesini kullanan Yıldırım, bunları da daha ziyade muhalefet belediyelerin yaptığını söyledi.

İster muhalefet, ister iktidar, kim yaparsa yapsın belediyelerin bu hakkı kötüye kullanamayacağını kaydeden Yıldırım, böylece vatandaşların basiretsiz yöneticilerin hatalarının bedelini ödemesinin önüne geçtiklerini bildirdi. 

Başbakan Yıldırım, "Bunların hesabını verecekler. Öyle 'ben yaptım oldu yok'. Şimdi tıpış tıpış o aldıkları paraları geri verecekler. Yeni beyannameler düzenlenecek." değerlendirmesinde bulundu.

Yıldırım,  belediyelerin mücavir alanları içinde vatandaşın kullandığı tarım arazileri olduğunu, ancak vatandaşın o arazinin sahibi olmadığını ifade ederek, "Burası imara açılan bir yer değil. Hâlihazırda kullanılan arazi ama tarım arazisi. Şehir içinde binaları yıkıp tarım arazisi oluşturma şansımız olmadığına göre, bunların içinde bulunduğu bu yanlışı, fiili durumu düzeltmek gerekiyor." diye konuştu. 

Vatandaşa bu yerlerle ilgili doğrudan satın alma hakkı verdiklerini vurgulayan Yıldırım, "10 sene önce yer yapmış şehrin içinde, fakat imarsız tarım arazisi gözüküyor. Tarım arazisinden eser kalmamış, şimdi bunlara diyoruz ki 'makul bir bedel üzerinden, - bu yer zaten senin - parasını ver al.' Bu şekilde vatandaşın bir sorununu daha çözmüş olacağız." ifadesini kullandı.

"Otellerin kira süresini 49 yıllığına artırıyoruz"

Başbakan Yıldırım, turizm bölgelerinde yapılan oteller bulunduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Rahmetli Özal döneminde başladı bu iş. Sahillerde üst kullanım hakkı ile 49 yıllığına verildi. O günden bugüne zaman geçti, süre azaldı. Bu sefer, 'acaba bu süre dolunca biz ne yapacağız, elimizden mi alacaklar, devam edecek miyiz?' Bilmiyorlar, dolayısıyla yatırım yapmıyorlar, hiçbir şey yapmıyorlar, böyle bekliyorlar. Bu da bizim turizmimize, ekonomimize zarar veriyor. Bu belirsizliği de ortadan kaldırmak için tesislerin kira süresini tekrar 49 yıl artırıyoruz. Yani başa alıyoruz, 49 yıla tekrar çıkarıyoruz.

Bununla da yetinmiyoruz, burada isteyen olursa parasını verip bunları alabilecek. 'Ben kira olarak uzatmıyorum, satın almak istiyorum' derse alabilecek. Cep telefonu görüşmesinde yüzde 25 olan vergiyi yüzde 7,5'a düşürüyoruz, hayırlı uğurlu olsun. Ev telefonunda görüşmenin vergisi de yüzde 15, bunu da yüzde 7,5'a düşürüyoruz. Telefon şirketleri, vergiler düşmesine rağmen eğer düşürmezse biz de onları düşürürüz. Öyle yağma yok, biz düşüreceğiz, onlar düşürmeyecek. Düşüyorsak da beraber kalkıyorsak da beraber."

"Vatandaş sürekli vergi memurları ile mi uğraşacak?"

Yıldırım, büyükşehirlerde köyden mahalleye dönüşen yerlerde esnaf muaflığı olduğunu, yani büyükşehirlerdeki köylerin mahalle olduğunu anımsattı. 

''Eski köy" diye tabir edilen yerlerdeki esnaflara vergi muafiyeti tanındığını kaydeden Yıldırım, "O muaflığın süresi dolmuştu, 2020 yılına kadar tekrar uzatıyoruz. Bu nereden çıktı? Hadi gel vergi memuru geliyor, 'Sen beyanname verdin mi, vergi verdin mi, vermedin mi? Anan kim, baban kim?' Bunlar yok, tekrar uzatıyoruz. Vatandaş işine gücüne baksın, sürekli vergi memurları ile mi uğraşacak?" diye konuştu. 

AK Parti Genel Başkan Vekili Yıldırım, "Ağlasun size selam veriyor" sloganı ile kendisine sevgi gösterisinde bulunan partililere, "Ağlasun'a çok selam söyleyin, Ağlasun fazla ağlamasın, işler yolunda gidiyor, merak etme." karşılığını verdi. 

Adıyaman tütününün renginin diğerlerinden farklı olduğunu belirten Yıldırım, "Ben hiç bilmiyorum. Sadece TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın iyi biliyor bu işi. Meclis Başkanvekili anlata anlata bitiremiyor ama bunu tatmadan anlaşılmaz, o da yasak olduğu için, hiçbir türlü anlayamayacağız, bu Adıyaman tütününü." dedi.

Binali Yıldırım, Adıyamanlı üreticilerin ürettikleri tütünü sorunsuz bir şekilde satmaları için gerekli tedbirlerin alındığını söyledi. 

"Tütünü üretenler üretmeye devam edecek"

"Rahat olsunlar, bir sıkıntı yok." diyen Yıldırım, şunları kaydetti:

"Sıkıntı nerede var? Bu tütünleri alıp ticarileştirenler var. Bir yerde fabrikada sigara yapılıyor, bu da bir atölye kurmuş orada sigara yapıyor. Arasında 2-3 kat fiyat farkı oluşmuş, bir kaçak ticaret alanı oluşmuş. Dolayısıyla üretenler üretmeye devam edecek, orada bir sorunumuz yok ama bunu yasal olmayan yollarla, seri üretimle sigaraya dönüştürenlere yönelik de tedbirlerimizi alacağız.

Tedbir babında başka düzenlemeler de var. Bunlardan bir tanesi. Bu sene tasarruf yapacağız, 2018 yılı tasarruf yılı. Ama tasarrufa biz önce kamudan başlayacağız. Yeni araç alımı yok, kapattık dükkânı. Hiçbir şekilde güvenlik ve acil konular dışında devlete, belediyelere, oraya buraya yeni araç alımı yok. Yüksek silindir hacimli araç kullanımına sınırlama getiriyoruz. Daha birçok tasarruf tedbirini hayata geçireceğiz, önce kendimizden başlayacağız. Önce çuvaldızı kendimize batıralım ki iğneyi de vatandaşa yönelttiğimizde o da makul görsün. 'Ya bunlar önce kendinden başlıyor, onun için bu fedakârlığa biz de katkı verelim.' Şaşa, debdebe bitiyor artık. Herkes normal şartlarda işine gücüne bakacak, vatandaşın işleri ile daha fazla meşgul olacak."

Başbakan Yıldırım, kurumlar vergisini 3 yıllığına geçici olarak yüzde 20'den 22'ye getirdiklerini söyleyerek, "Buna ihtiyaç var, bütçe dengeleri bakımından buna ihtiyaç var, bunu yapıyoruz." dedi.

MTV'de yüzde 10'luk artış yaptıklarını kaydeden Yıldırım, "Bunu yaparken biraz fazlaydı, vatandaşın ikazı, Cumhurbaşkanımızın da bu yöndeki talimatı çerçevesinde normal bir seviyeye getirdik. Bunu yaparken de 1300 cc motor hacminde olan araçları muaf tuttuk. Böylece yüksek bedelli olmayan araçlarımızı da bu işin dışında tuttuk ki dar gelirli, orta gelirli vatandaşımız bundan fazla etkilenmesin." diye konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.