1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. Devlet Bahçeli:"Biz NATO’ya değil, Kato’ya bakıyoruz"
Devlet Bahçeli:"Biz NATO’ya değil, Kato’ya bakıyoruz"

Devlet Bahçeli:"Biz NATO’ya değil, Kato’ya bakıyoruz"

Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO’ya matoya vermeyiz, veremeyiz.

A+A-

Astana Süreci kapsamında, Gerginliği Azaltma Bölgelerinden biri olarak belirlenen İdlib’te, Türk askeri üstlendiği görevi layıkıyla yerine getirmektedir.

Ateşkesin etkinliğinin artırılması, çatışmaların sona erdirilmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, yerlerinden edilenlerin evlerine dönüşü için uygun şartların sağlanması ve ihtilafların barışçıl yollarla çözülmesi konusunda Türkiye lazım gelen desteğini göstermektedir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Gerginliği Azaltma Kontrol Gücü olarak kahramanca duruş ve mücadelesini sürdürmektedir.

Türk askeri, 8 Ekim’den itibaren gözlem noktaları tesis etmek için çalışmalarına başlamıştı.

13 Ekim’de 1 Numaralı Gözlem Noktası, 23 Ekim’de de 2 Numaralı Gözlem Noktası oluşturulmuştur.

Yapılan açıklamalardan anlaşılmaktadır ki, Türkiye, Batı Halep ve Afrin yakınlarında 9 askeri nokta daha kuracaktır.

Bab bölgesinde patlayıcı ve mayın arama-temizleme çalışmaları devam etmektedir.

PKK-PYD terör örgütünün Afrin’den doğuya, Münbiç’ten batıya doğru muhtemel saldırı ve tahriklerine karşı her tedbir yerinde ve zamanında alınmaktadır.

Kahraman Türk askerinin, beka mücadelemizde eşsiz ve emsalsiz fedakarlıklar yaptığını iftiharla ifade ediyor, hepsine üstün başarılar diliyorum.

Teröristler, Azez-Mare bölgesiyle Münbiç bölgesinden belirli aralıklarla yaptıkları taciz atışıyla Türk Silahlı Kuvvetlerine saldırmaktadır.

Ne var ki, bu eşkıyalık, bu kana susamışlık hainlerin son çırpınışlarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, zulmün başını ezecek güçtedir.

Türk milleti varlığını ve güvenliğini tehdit eden odakların kökünü kurutacak cesaret ve inanmışlıktadır.

Terör belası ya bitecek ya bitecektir; artık başka yol ve çare kalmamıştır.

İdlib’ten sonra Afrin’e çöreklenmiş hainlerin başına ateş topu gibi düşmeli, Irak ve Suriye sınırlarımız tam olarak emniyete alınmalıdır.

Allah’ın izniyle bunu yapar, bunu başarır, hıyanetin hakkından geliriz.

Hepsinden mühimi Türk askerinde aşılmaz iman vardır, korkusuz yürek vardır, yüksek bir fazilet vardır.

Bakınız, 16 Ekim 2017’de başlayan Zap operasyonuyla Irak’ın Kuzeyinden 3 km içeri girilmiştir.

PKK’nın vatan topraklarına sızdığı alanlar kesilmiş, terör hattı kapatılmıştır.

Hakkari Çukurca ilçe kırsalının karşısında Irak'ın Dahuk kentine bağlı olan bölgeye adeta set çekilmiştir.

Sonunda da bu bölgedeki Kokozer Dağı’na çok şükür şanlı Türk bayrağı dikilmiştir.

Merhum şairimiz Arif Nihat Asya Bayrak Şiirinde ne diyordu:

“Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:

Yeryüzünde yer beğen!

Nereye dikilmek istersen,

Söyle, seni oraya dikeyim!”

Nerede Türk milletine kurşun atan, namlu doğrultan, ölüm yağdıran, saldırı hazırlığında olan varsa ya direkte sallandırılmalı, ya da bayrağımız ibreti alem için heybetli bir şekilde oralara dikilmelidir.

Ve elbette Kandil Dağı’nın doruğunda al bayrağımızı nazlı nazlı dalgalandırmanın, insan görünümlü canavarların girdikleri inleri tümden ateşe vermenin vakti de gelmiştir.

Türkiye, çok yoğun beka mücadelesi verirken, müttefiklerinden, müttefiklik bağlarıyla bağlı olduğu uluslararası örgütlerden ne hikmetse aleyhe devamlı beyanatlar duymaktayız.

NATO Askeri Komite Başkanı, ağzından baklayı sonunda çıkarmış, Türkiye’nin Rusya’dan hava savunma sistemi satın almasının sonuçları olacağını söylemiştir.

Tehditvari üslupla konuşan bu zat, “ülkelerin, karar almakta bağımsız olduğu gibi, aldıkları kararın sonuçlarıyla yüzleşmekte de bağımsız olduklarını” yüzü kızarmadan hatırlatma gereği duymuştur.

Kimden ne alacağımızı NATO’ya mı soracaktık?

Türkiye’nin milli güvenliği korkunç saldırılarla kuşatmaya alınırken, bu NATO neredeydi, ne yapıyordu, hangi kumpasın peşindeydi?

Ülkemiz NATO’ya 1952’de üye olmuştur.

Her zaman sorumluluğunun gereğini yapmıştır.

Ancak NATO bugüne kadar, huzur ve milli bekamız için hangi fedakârlık ve faaliyetlerde bulunmuştur?

NATO, 15 Temmuz FETÖ işgal girişimine karşı hangi tedbirleri almış, hangi önleyici hamleleri hayata geçirmiştir?

Nerede kirli ve örtülü bir ilişki ağı varsa altında NATO’nun parmağı olduğu yıllarca iddia edilmiştir.

Nerede kapalı devre bir faaliyet varsa ucunda kıyısında NATO’nun izi olduğu söylenegelmiştir.

Askeri darbelerdeki payını ise sağır sultan bile duymuştur.

Peki NATO, Türkiye’yi nasıl tehdit edebilmektedir?

Türkiye kumdan, çakıldan, çadırdan, eften, püften bir devlet midir ki, bir NATO bürokratı çıkıp azarlamaya, tepeden bakmaya teşebbüs ve tevessül edebilecektir?

NATO bürokratlarına soruyorum, nedir sizin zorunuz? Nedir asıl gayeniz?

Ne yapmaya çalışıyor, Türkiye’de neyi hedefliyor, neyin alt yapısını kurmaya çalışıyorsunuz?

Siz kendinizi ne zannediyorsunuz?

Türkiye bağımsız bir ülkedir, zoruna giden varsa kendi meselesidir.

Türkiye, kendi ihtiyaçları doğrultusunda istediği silahı, istediği ülkelerden bedeli mukabilince alabilecektir.

Keyfi kaçan, canı sıkılan, hesabı karışan, pusulası şaşan varsa ya gitsin komedi filmi izleyip kahkalarla gülsün, ya da kendi haline yanıp iki göz iki çeşme ağlamaya koyulsun.

Aslımız neyse neslimiz de odur.

Ve de aslını inkar eden haramzadedir.

Türk milleti haramzade değildir, tarihin hiçbir döneminde olmamıştır.

Biz NATO’ya değil, KATO’ya bakıyoruz, Kandil’i gözümüze kestiyoruz, akıllarınca katlimizin fermanını imzalayan katillerle ölüm kalım mücadelesi veriyoruz.

Canımız kimden isterse silahı ondan alırız, bunun hesabını da NATO’ya matoya vermeyiz, veremeyiz.

Herkes yerini yurdunu bilsin.

Brüksel’den bize parmak sallamaktan vazgeçsin.

O parmak sahibini eninde sonunda mahcup edecektir.

Onlar varsın şatoda oturup NATO’nun düdüğünü çalsınlar.

Biz Ankara’dan 29 Ekim 1923 ruhuyla dünyaya bakacağız; onurlu, imanlı, milli, ahlaklı, cesur ve elbette tam bağımsız bir şekilde sonsuza kadar yaşayacağız.

Bunu çekemeyenler, tuzak kurmak için fırsat kollayanlar, yeni saldırılar için ortam açanlar varsa, ki bu güçlü bir ihtimaldir, Allah’ın izniyle gerekirse göğüs göğüse, gerekirse de kıran kırana istiklalimizi ve istikbalimizi son nefesimize kadar savunacağız.

İşler sarpa sarar, ülkemize zarar gelirse, NATO’yu falan bilmeyiz, NATO’cuları hiç takmaz, tanımayız; önümüze takoz koymak isteyenleri de yıkar geçeriz.

1940’lı yıllarda başbakanlık yapan, Çanakkale Savaşı’nı anılarında anlatan dönemin İngiltere Deniz Bakanı aynısıyla şunları yazmıştı:

“Türkler öyle bir savunmaya girişmişlerdi ki, canlarını veriyorlar, ama topraklarından bir karış yer bile vermiyorlardı.”

Herkesin bilgisi ve haberi olsun ki, bu ruh, bu asalet, bu kahramanlık şuuru ölmedi, milli vicdanlarda yaşıyor ve yaşatılıyor.

 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.